Talking
(JB) You can’t kill the metal
The metal will live on
Punk-Rock tried to kill the metal
But they failed, as they were smite to the ground
New-wave tried to kill the metal
But they failed, as they were striken down to the ground
Grunge tried to kill the metal Ha,ha,ha,ha,ha,ha
They failed, as they were thrown to the ground
(argh . . . yea!) x2
Singing
(Both)No-one can destroy the metal
The metal will strike you down with a vicious blow
We are the vanquished foes of the metal
We tried to win for why we do not know
(JB) New-wave tried to destroy the metal, but the metal had its way
Grunge then tried to dethrone the metal, but metal was in the way
Punk-rock tryed to destroy the metal, but metal was much too strong
Techno tryed to defile the metal, but techno was proven wrong
Yea!
Metal!
It comes from hell!
Dinlemek İçin Tıkla
Kalıcı Bağlantı
Yorum yapın

imdb : 9.2/10 (417,039 voters) Top 250: #1
Director: Frank Darabont
Genre: Drama
Tim Robbins
Morgan Freeman
Bob Gunton
William Sadler
Clancy Brown
Gil Bellows
Green Mile’ın da yönetmeni olan Frank Darabont’tan suç, cezalandırma, hapishane hayatı üzerine kurulu tam bir başyapıt. Yaklaşık 2 saatin üzerinde bir süre boyunca gözlerinizi ekrandan ayıramamanızın yegane sebedi. O duvarların arkasındaki yaşamın nasıl olduğunu, ne kadar çekilmez olduğunu anlatmak kolay bir iş değil. Hele hele bunu insanlara beğenerek izlettirmek hiç kolay bir iş değil. Dakikalar geçtikçe filmdeki cinayet zanlılarına, hırsızlara ve daha birçok kötü iş yapmış insanlara sempati duyuyorsunuz ve bu şekilde yaşanan dramı benliğinizde hissetmeye başlıyorsunuz. Filmin sonunda da normal zamanda duyulsa tüylerinizin ürpermesine neden olacak bir şeye seviniyorsunuz… Kesinlikle izlenip görülmesi gereken bir film…7 dalda oscar adayı olduğunu da unutmayalım.
Morgan Freeman ve Tim Robbins’in performansları ise senaryonun mükemmelliğinin en önemli tatları. Oyunculuklarına hayran olmamak elde değil..
Son olarak film isminin çevirisi “Esaretin Bedeli” ni bu sefer oldukça başarılı buldum, çevirmenlere de ayrı bir tebrik gönderiyorum
Kalıcı Bağlantı
Yorum yapın
Radiohead – All I Need
I’m the next act
waiting in the wings
I’m an animal
Trapped in your hot car
I am all the days
that you choose to ignore
You are all I need
You are all I need
I’m in the middle of your picture
Lying in the reeds
I am a moth
who just wants to share your light
I’m just an insect
trying to get out of the night
I only stick with you
because there are no others
You are all I need
You are all I need
I’m in the middle of your picture
Lying in the reeds
It’s all wrong
It’s all right
It’s all wrong
Dinlemek için tıkla
Kalıcı Bağlantı
Yorum yapın

Hayat silgi kullanmadan resim yapabilme sanatıdır.
Kalıcı Bağlantı
Yorum yapın
Madem Eternal Sunshine of the Spotless Mind’a günün filmi dedik, günün şarkısına da Everbody’s Gotta Learn Sometimes’ı koymazsak ayıp olurdu.
Change your heart
Look around you
Change your heart
It will astound you
I need your lovin’
Like the sunshine
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Change your heart
Look around you
Change your heart
Will astound you
I need your lovin’
Like the sunshine
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
I need your lovin’
Like the sunshine
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Everybody’s gotta learn sometime
Kalıcı Bağlantı
Yorum yapın

imdb: 8,5/10 (178,447 votes)
Director: Michel Gondry
Genre: Drama – Romance
Jim Carrey
Kate Winslet
Kirsten Dunst
Elijah Wood
Mark Ruffalo
Tom Wilkinson
Bazen öyle şeyler yaşarız ki, keşke hiç bunu yaşamasaydım, keşke bunlar olmasaydı demekten
kendimizi alamayız. Bu keşkelerin büyük bir çoğunluğu da aşktan sebeptir. İki insan birbirini severken, hoşlanırken, aşıkken vs. bazen farkında olup bile bile, bazen de farketmeden karşısındakine hayatı zindan edebilir. Bunun sonucunda da üzüntüler, dargınlıklar, kavgalar, sürtüşmeler birbirini kovalar. En sonunda da kötü son gelir ve ayrılık gerekir. İşte filmimizde buna o kadar güzel değiniliyor ki izlerken adeta filmi yaşıyormuşsunuz hissi veriyor. Ayrıca böyle ilk bakışta yahu altı üstü romantik, dram tarzında bir film ne beklenir gibi düşünebiliyorsunuz. Aslında haksız da değilsiniz, ortalıkta o kadar kalitesiz romantik ve dram adı altında film varki, kendimizi böyle düşünmekten alamıyoruz. Lakin filmi izleyip, akışına kapıldıkça ne kadar yanıldığımızı anlıyoruz…
Filmin senaryosu çok güzel, oldukça orjinal buna söz yok. Oscar almış bir senaryoya kötü demek zaten pek bir garip olur. Fakat filmin asıl güzelliği senaryo’nun kendisinde değil, bu senaryonun işlenişinde. Zaten filmin yüksek beğeni toplamasının asıl sebebi de bu. Filmin ilk sahnelerini alın, asıl görülmesi gereken zaman diliminde gösterin, anında elinizde ortalama bir romantik film kalır, o oscarlı senaryo’nun pek bir anlamı da kalmaz böylelikle.
Gelelim oyunculara, Jim Carrey kesinlikle takdir edilesi. Üzerine yapışıp kalmış komedyen kimliğini gerektiğinde harika çıkarabiliyor. Lakin şöyle bir şeyi de gözden kaçırmamak lazım komedyen gömleğini çıkardığı filmlerde iyi adamdan çok kıl bir tip gibi görünüyor, bu konuya pek girmemek gerekir, senaryo gereğidir deyip geçelim. Gelelim Kate Winslet’a. Bu kadının oyunculuğuna ciddi ciddi hastayım. Tekdüze bir oyuncu değil, her seyrettiğim filmde çok farklı farklı rollere bürünebiliyor ve hepsinin altından mükemmel kalkıyor. Bu filmde en iyi aktris dalında oscar’a aday olduğunu da unutmamak gerekir. Son olarak Kristen Dunst ve Elijah Wood’a gelirsek, ikisinin de oldukça geri planda kaldığını düşünüyorum. Özellikle Elijah Wood’un The Lord of The Rings’den sonra hiçbir iyi yapımda ciddi bir alamadığını görüyorum, eski başarısını yeterli görüyor sanırım.
Evet film hakkında mümkün mertebe spoiler bilgi vermemeye çalıştım, seyredecekler filmin heyecanını filmin içinde yaşasınlar..
Ha bu arada filmin ismini Türkçe’ye çevirenlere de bir çift sözüm var; abi bu kadar güzel isimde film “sil baştan” diye mi çevirilir, iğrenç çeviri için selamlar diyorum…
Kalıcı Bağlantı
Yorum yapın